John Fowler – MaleSurvivor

“Cinsel istismara uğradım ve ben bir erkeğim!” cümlesini başka nasıl diyebilirsiniz ki! Kulağa basit geliyor değil mi? Yanlış! Eğer erkek cinsindenseniz, YAPMAMANIZ gereken tek şey, kabul etmektir. Damarlarından testosteron akıyor diye, erkeklerin sert olmak zorunda olması, toplumumuzun yanlış kanılarından biridir. Bu yüzden, her zaman yıkılmaz bir dayanıklılık duvarı sergilememiz bekleniyor.
Hayatımız boyunca, bize “Erkekler ağlamaz” veya “gerçek Erkekler acıya dayanır” dendi. Bizden gözyaşlarımızı içimizde, duygularımızı kontrol altında tutmamız beklendi. Buna karşın, toplum bizden, erkekliğin ateşli yandaşları ve kırılmazlığın kaleleri olmamızı bekledi. Hatta çocukken bile, mevcut durumu koruma ihtiyacıyla boğulduk. Kafamızı duvarlara çarptık bizi ele geçirecek kahkahalar için. Sevdiklerimizi görmezden geliyoruz çünkü oyun devam ediyor! Bizi, “erkekçe” bir ışığın altına koymayacak hiçbir şeyi anlatmıyoruz! Biz ERKEĞİZ, bizim işimiz bu, bunu yaparız!
Böyle olmaya çalışmamız bu durumun ironisidir! Denemiş cinslerin bir erkeği olarak, bu kaybetmekten sevinç duyacağım bir savaştır. Bir hayatta kalan olarak, bu inanışa önyargılı bakmaya başladım. Şimdi de yetişkin bir Erkek olarak yapıyorum.  Her zaman geçmişe, o küçük, 10 yaşındaki gözleri morarmış oğlana baktığımda, çabucak dikkatime takılan şey, gözyaşlarını tutmaya çalışmasıydı. Ağladığında “bebek” veya “pısırık” olacağından değildi, korktuğu ve acı içinde olduğu içindi. Ve bu Failin onun küçük bedenini “kullanmaktan” daha çok istediği bir şeydi! İktidar ihtiyacını tatmin etmek için! İçine çektiği korku ve utanç kokusu, korkmuş çocuğun burun deliklerine nemlendirici gibi saçılıyordu. Küçük oğlan maço muydu yoksa kendini korumaya mı çalışıyordu? Toplumsal beklentilere göre mi yaşayacaktı yoksa kendisi için değerli olan bir şeyi, duygularını, kendisine mi saklayacaktı? Bunu yaptığında, toplumun kendisinden yapmasını istediği şeyi, kendinden yükseğe koyduğunda erkekti. Bu bir ikilemdi. Küçük yaşlardan itibaren, hiç gereği yokken duygularımızı saklamayı öğrendik.

Büyürken, belli fikir ve kavramları aile ve arkadaşlarımızdan aldık. Temelsiz bilgiyi, tanrı emri gibi aldık. Örmeğin; bir adamın başka bir adamla, herhangi bir türde seks yapması hastalıklı, acayip veya sapıkçaydı! Reddedilme ve alay edilme korkusu bizi sustururdu. Söylersek, acı ve hatta ölümün gelebileceğini bilirdik, sessiz kalırdık. “Adam” dışında, toplumdan dışlanma veya yaftalanma riskine hiçbir zaman girmedik. Zaman geçtikçe, kendimiz, Erkek Miti’ni ebedileştirdik! Erkek olduğumuz için, kendi başımıza halledebileceğimiz inancını geliştirdik! “Erkek” yardım istemez…

Maskeleri, duygusal yer değiştirmeyi, kopmayı ve öfkenin arkasına saklanmayı öğrendik. Aynı zamanda, bunlara bilgisizler tarafından, umursamazın davranışlarından dolayı “evreler” dendi. Bazılarımız kimyasallar ve alkolle birlikte nasıl saklayacağımızı öğrendik, bazılarımız da keskin irade güçleriyle öğrendik. Hal böyleyken, bütün bu yollar birleşti ve zamanlar aynı sonuca vardı. Erkek olabiliriz ama canımız yanıyor ve içerden ölüyoruz! Çok yükselmişlerse, en yüksek duvarlar bile sellere karşı koyamaz!

Toplum, biz erkeklerin sadece hissettiğini değil, acımızı da gösterebildiğimizi daha yeni, yeni görüyor. Sözde ana-akım da, erkeklerin cinsel yönden istismar edilebileceğini kabul ediyor. Kişisel olarak onaylamakta geç kalındığını düşünüyorum. Erkekler olarak, yardıma ihtiyacımız olduğunu ve kendimizi bırakmadığımızı söyleyebiliriz. Cinsel istismara uğradığını kabul edebilecek kadar güçlü insanlar olmak için, duruşumuzu geliştirmenin zamanı sonunda geldi! Cinsel istismardan sağ kurtulan Erkekler için, farkındalık arttıkça, her zamankinden daha fazla forum/toplanma ihtiyacı ortaya çıkar. Birlikte şifa bulma gücünü bulacağımız ve bir araya geleceğimiz yerler, buralar olacaktır. Belli bir ortak amaç etrafında toplanmış, birlikte çalışan bir avuç adamı durdurmak daha zor olacaktır.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir