Aligül, 22 Ocak 2011


Dokuz veya on yaşındaydım. Ailemle beş yaşından beri her yaz İstanbul’un Anadolu yakasında, Tuzla’ya yakın Bayramoğlu’nda yazlığa giderdik ve okul açılana kadar da orada kalırdık. Dersler bitip, okul kapanınca soluğu orada alırdık. Bütün gün bisiklete biner, denize girerdim. Kışlık evde üç kişiydik ama yazın halamlar gelince sayımız sekize çıkardı. O yaz yine böyle kalabalıktık.

Bir gün yine her zamanki gibi uzun süre bisiklete bindim, sonra da plaja yüzmeye gittim. Dubaların açığında sal vardı oraya kadar yüzdüm. Birkaç kere atlayıp yüzdükten sonra dinlenmek için sala çıktım ve uzandım. Bacaklarımda önce gıdıklanma gibi bir şey hissettim ama umursamadım. Sonra o şeyin bir el olduğunu fark ettim, popomun altında ilerliyordu. Biraz korktum ama bedenime dokunulmasından hoşlanmıştım. Ne olacağını merak ediyordum.


Ertesi gün yine plaja gittim. Dubaları geçtim. Yaşını bilmiyordum ama benden büyük olduğu kesindi. Adam da oradaydı. Bana arkasından gelmemi işaret etti. Salın biraz uzağındaki kayığa doğru yüzüp, kayığa çıktı. Arkasından ben de çıktım. Uzanmamı işaret etti, uzandım. Adam üstüme yattı, penisini ellememi istedi. Elledim.

O günden beri nereye gidersem takip ediyordu. Artık merak etmiyordum. Hiçbir şey yapmak istemiyordum. Ne yaparsam yapayım, yürürken, bisiklete binerken bisikletle peşimden geliyor, bir şeyler mırıldanıyordu. Artık korkutuyordu. Bir gün bu takibine dayanamadım ve onunla birlikte tenha bir sokaktaki boş bir eve gittim. Çevredekilerin bakışı beni ürküttü ama yine de gittim. Ne kadar sürdü bilmiyorum. O anda orada bir şeyler yapıyordu ama ben bir anlam veremiyordum. Adam penisini cinsel organıma sürttü. (bunun ne olduğunu çok sonra arkadaşlarım kendi erkek arkadaşlarıyla ilişkilerini anlatırken öğrendim.)

Bitmedi. Bu takip her gün sürdü. Evimi öğrendiği için evin etrafında dolanıp duruyordu. Bir gün, annem, babaannem, halam, babam ve eniştem bahçede otururken ben de bahçede oynuyordum. Adam bisikletiyle evin yanındaki boş arsaya geldi ve benle konuşmaya çalıştı. Bunu gören halam ve babaannem ayağa fırladılar ve kızgınlıkla bana “bu adamı tanıyor musun?” diye sordular. Adam onlar ayağa kalkınca uzaklaşmaya başladı ama tamamen gitmedi. Beklemeye başladı. Babaannem ve eniştem adamı dikkatle süzüyorlardı. Korktum.  “Hayır” dedim. Halam başıyla adamı işaret ederek sertçe “sana bir şey yaptı mı” diye sordu. Korktuğum için “hayır” dedim. Adam beni bütün bir yaz boyunca takip etti.

Bu takip bir sonraki yaz da devam etti. Bu sefer takip etmesi yetmiyormuş gibi benim de tanıdığım kişilere benim görebileceğim şekilde beni göstererek onlarla konuşup bir şeyleri ima ediyordu. Herkesin öğrenmesinden utanıyordum. Ailemin öğrenmesinden korkuyordum. Kimseye söyleyemiyordum. Kendimi çok yalnız hissediyordum.

Bu olayların olduğu o ilk yaza kadar oraya gitmeyi çok severdim ama artık canım hiç gitmek istemiyordu. Fakat Ailem gittiği için gitmek zorundaydım. Oyunlarım değişti. Kendimden küçük çocuklarla “yeni” oyunlar oynuyordum. Adamın bana yaptığını onlardan bana yapmalarını istiyordum. İçinden uyanamadığım, hep ayakkabımı kaybettiğim için utanç duyduğum rüyalar görüyor, gece altıma ıslatıyordum. İçime kapanmıştım. Hiç karanlıktan korkmazken artık korkar hale gelmiştim. Işık açık olmadan uyuyamıyordum.  Gece yalnız yatmaktan korkuyordum. Gece veya gündüz, yolda yürürken hep arkamdan gelen bir ayak sesi duyup sıçrıyor, arkama baktığında kimseyi görmediğimde rahatlıyordum. Akşamları evde, ailemle birlikte seyrettiğimiz filmlerde seks sahneleri olduğunda seyredemiyor, utanıyordum. Sanki herkes anlayacaktı.

Gölgelerin izi beni takibe devam etti. Bu olaydan önce de, sonra da erkeklere karşı hiç cinsel arzu/istek duymadım. Kadınlara cinsel istek/arzu duyuyordum, aşık oluyordum ama onlarla sevişemiyordum. Korkuyordum. On sekizle yirmi iki yaş arası benimle sevişmek isteyen erkeklerle istedikleri yere (genelde kendi odaları oluyordu) gittim, sırf onlara hayır diyebilmek için. Sevişmeden çıktım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir